Hatay’da bir ud sanatçısı: Opr. Dr Hamit Özen

Göz doktoru Hamit Özen, Akdeniz’in güzel kentlerinden Hatay’da mesleğini sürdürüyor. Hatay’da göz hastalıkları alanında ilkleri uygulayan hekimler arasında yer alan ve kurucusu olduğu Antakya Göz Hastanesi’nde ekibiyle ameliyatlar gerçekleştiren Dr. Özen aynı zamanda bir ud sanatçısı. Dr. Özen’le Hatay’ı mesleki çalışmalarını ve müziği konuştuk.

Göz doktoru Hamit Özen, doğduğu, ilk- orta öğrenimini tamamladığı Hatay’ı “Doğu’nun Kraliçesi” olarak tanımlıyor ve ekliyor; “Kardeşlik, hoşgörü ve medeniyet şehridir.” Yaşadığı Antakya ilçesinin hem denize hem de yaylaya 20 kilometre uzaklığıyla, kolaylıkla ulaşılabilecek bir konumda olduğunu söyleyen Dr. Özen, bölgede bulunan mesire yerlerine hafta sonları ailesiyle birlikte gittiğini dile getiriyor. Dr. Özen kentin yemeklerine de işaret ediyor: “ Hatay’ın en güzel yanlarından biri de müthiş yemekleri. En meşhur yemekleri oruk ve aşur. En meşhur tatlısı ise künefe.”

Dr. Özen, Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, uzmanlığını Cerrahpaşa Göz Kliniği’nde yapıyor. Doktorluk görevini halkına hizmet verebilmek için Antakya Devlet Hastanesi’nde 10 yıl sürdüren Dr. Özen, 2005 yılında, iki doktor arka-daşıyla birlikte bir arsa satın alıyor ve Hatay’daki ilk göz merkezi ve hastanesi olan Antakya Göz Hastanesi’ni kuruyor. Dr. Özen, hastane kurmaya karar vermesinde, Türkiye’nin sağlık politika-sının özel hastaneleri teşvik etmesinin önemli rolü olduğunu söylüyor. Dr. Özen bu süreci şöyle anlatıyor: “Antakya’daki tek göz hastanesi olarak, Topical Fako ameliyatlarını, excimer lazer ameliyatlarını, vikrektomi ameliyatlarını ilk defa bizim hastanede gerçekleştirdik. Antakya’daki tek excimer lazer merkezini hastanemizde oluşturduk. Kurucu ortaklarımızla birlikte, 7 doktorumuzla günde ortalama, 150-200 arası bir hastaya bakıyoruz.”
Dr. Özen, geçen yıl İskenderun’da bir göz tıp merkezi açılışını da yaptıklarını belirterek, 2 doktorla ön segment cerrahisi, arka segment cerrahisine kadar tüm göz cerrahilerini gerçekleştirdiklerini belirtiyor.

Dr. Özen, Antakya’da doktor olarak görev yapmanın avantajları ve dezavan-tajları olduğunu ifade ediyor. Kaliteli bir sağlık hizmeti sunmanın, birçok uygulamayı ilk kez gerçekleştirmenin tanıdık sayısının fazla olduğu kentte bir avantaj oluşturduğunu dile getiriyor. Dr. Özen, Suriye’den savaş nedeniyle Antakya’ya gelen hastaların da önemli bir potansiyel içerdiğini söylüyor.

AİLE GELENEĞİNDEN UD USTALIĞINA

Ud, cümbüş, keman ve kanun Dr. Özen’in çaldığı enstrümanlar. “Udu diğer ens-trümanlardan daha çok severek çalıyorum” diyen Dr. Özen,Hatay’da Ata Koleji Korosu ve Büyükşehir Belediyesi İl Korosu’nda ud sanatçısı olarak görev alıyor. Yılda 3-4 kez konser veren Dr. Özen, savaştan önce Suriye’de konser verdiklerini aktarıyor.

Asistanlık yıllarında başlıyor müzik serüvenine Dr. Özen. Müzik dersleri alıyor ilk başta. Yoğun çalışma temposuna rağmen, kendini enstrümanlar konusunda geliştiriyor. Dr. Özen, çevresinden kendisine yöneltilen “çok yoğun çalışan bir doktor olarak işinizin arasında müziğe nasıl zaman ayırabiliyorsunuz” sorusuna, “enstrüman çal-mak ciddi bir emek istiyor. Ben gece 11’den 3’e kadar enstrüman çalıyorum. Bu iş bir sevgi meselesi, insan sevince mutlaka zaman bulabiliyor” yanıtını verdiğini söylüyor.

Müziğin kendisi için önemini “ailem ve işimden sonra, en büyük uğraşım” olarak ifade eden Dr. Özen, müzikle ilişkisinin hobi düzeyini aştığını, profesyonel bir çizgiye doğru ilerlediğini aktarıyor. Dr. Özen, “Haftada Pazartesi, Salı ve Per-şembe günleri koro çalışmalarımız oluyor. Çalışmalarımız akşam 18:00’den 20:30’a kadar devam ediyor” diyor.

Müziğe başlamasında ailesinin rolüne de değinen Dr. Özen, “Bizde müzikle uğraşmak, aileden gelen bir gelenek. Rahmetli dayım, çok ünlü bir ritim ve saz ustasıydı. Annem de amatör bir Türk Sanat Müziği okuyucusu. Aile-mizde amatör müzisyenler de bulunuyor. Çocukluğumdan beri, Türk Sanat Müziği’nin içinde olduğum için müziğe karşı kulak aşinalığım var. Annem şu anda 70 yaşında olmasına karşın, ev ortamlarında şarkı söyler. Ben de ona enstrümanlarımla eşlik ederim” diye konuşuyor. Cumhuriyet döneminin klasik müzik bestekarlarına tutkunluğunu dile getiren Dr. Özen, daha çok Saadettin Kaynak, Yusuf Nalkesen ve Avni Anıl’ın eserlerini dinlediğini ve icra ettiğini belirtiyor. Dr. Özen, koroda diğer bestecilerin eserlerinin de icra ettiklerini kaydederek, saz eserlerini de seslendirdiklerini söylüyor.

ÇOCUKLUK AŞKIYLA MÜZİK DOLU BİR YAŞAM

Dr. Özen kendisi gibi Hataylı olan çocukluk aşkı Arzu Hanım’la evli. Aynı mahallede büyüyen çiftin aileleri de çocukluklarından itibaren birbirlerini tanıyor. İkisinin de Hataylı olması, bu kentte yaşamaya karar vermelerinde, en önemli faktör olmuş. 1996 yılında evlenen çiftin Özge ve Gözde isimli iki kızı var. Özge üniversite sınavlarına hazırlanıyor Gözde ise, ilköğretim 6. Sınıf öğrencisi. Arzu Hanım, eşinin müzik çalışmalarının aile ortamını olumlu etkilediğini belirterek, “Hamit Bey’in yoğun çalışma ortamının stresini enstrüman çalarak gidermesi, aile yaşantımızın huzurlu olmasına katkıda bulunuyor. Enstrüman çalarken aldığı keyfi biz onu dinlerken alıyoruz” şeklinde konuşuyor. Arzu Hanım küçük kızları Gözde’nin keman ve gitar çaldığını ama Batı müziğine ilgi gösterdiğini dile getiriyor. Arzu Hanım, eşi Dr. Hamit Bey’in çok yoğun çalışması ve geç saatlerde eve gelmesi nedeniyle, hafta sonları birlikte zaman geçirebildiklerini kaydediyor. Bir göz doktoruyla evli olmanın zor yönlerinin de bulunduğunu dile getiren Arzu Hanım, Dr. Hamit Bey’in iş yoğunluğunun sonuçlarını şöyle aktarıyor: “Bazı geceler, göz doktorları hastaneye çağırılabiliyor. Dolayısıyla, çocukların küçük olduğu dönemde, onlarla daha çok benim ilgilenmem gerekiyordu. Ama artık büyüdüler ve nispeten kendi işlerini kendileri yapıyor. Şu anda da eşim bazı geceler çok yoğun oluyor. Çocuklarla elinden geldiği kadar ilgileniyor ama büyük oranda sorumluluklarını benim üstlenmem gerekiyor.”
Özen ailesi hafta sonlarında hep birlikte yürüyüş yapmayı, sinemaya gitmeyi ve tenis oynamayı seviyor. Ayrıca haftada iki kez yüzüyorlar.

Ophthalmology Life 2014 21. Sayı